Ankara’ya Selçuklu ‘giydirme’si
MAHMUT ÜSTÜN
Ankara Büyükşehir Belediyesi,Sıhhıye’den Kuğulu’ya kadar uzanan ve tüm kızılay’ı kapsayan çok geniş bir alanda binaların dış cephelerini Selçuklu mimarisi özellikleriyle giydirmeye hazırlanıyor.
Ankara’yı giydirme projesinin kararı, aslında Aralık 2010′da alındı. Ama o zamanlar Selçuklu lafı geçmiyordu. Mayıs 2011′den sonra ise Selçuklu tarzı dillendirilmeye başladı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, ilki 11 Ocak 2012, ikincisi de 28 Şubat 2012 olmak üzere iki kez bölge esnafları ve bina sahipleriyle toplantı yaptı. Bu toplantılarda Gökçek, projenin Sıhhiye’den başlayıp Kuğulupark’a uzanan bölgeyi kapsayacağını ve 14 ay içinde tamamlanacağını söyledi. Son olarak ise 4 Mart’ta basma yansıyan açıklamasında Ankara’ya beş farklı giriş noktası olduğunu ve bu giriş noktalarına Selçuklu mimarisiyle beş kapı yapacaklarını belirtti.
Ankara’nın kimliği!
Ankara’nın tarihi Tunç Çağı Hatti uygarlığından, milattan önce ikinci milenyumda Hitit uygarlığı dönemine, ardından milattan önce 10. yüzyıldaki Frigya uygarlığına, oradan Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Galatyalılar, Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu’na, Selçuklulara, Osmanlılara ve son olarak da Cumhuriyet Türkiyesi’ne uzanan çok uzun ve önemli bir tarihi birikim ve miras üzerinde yükselir.
Anakent Belediyesi’nin 2007′de yayımladığı ‘Tarih İçinde Ankara’ kitabına göre başkentte Selçuklu döneminden kalma 12 eser mevcutken, Roma döneme ait 17, Bizans dönemine ait 7 eser var.
Nitekim Cumhuriyetin başlarında, tam da bu özellik nedeniyle, Anadolu’nun tüm kültürel mirasını Batı’nın çağdaş mimari zenginliğiyle sentezleyen bir kentleşme ve mimari oluşturma stratejisi benimsenmişti. Başkentte Cumhuriyetin kuruluş yıllarına ait eser sayısı ise 97. Kısacası, Selçuklu-Osmanlı mirasının da Ankara’nın ve Anadolu’nun çok önemli kültürel hazineleri olduğuna kuşku yok, ama ne Ankara ne de Anadolu bunlardan ibaret. Ayrıca, Selçuklu mimarisinin Konya, Kayseri ve Sivas gibi şehirlerde bıraktığı derin izler, Ankara’da hiçbir zaman mevcut olmadı.
Mimari/kültürel yön değişimi
Aslında bu giydirme projesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim öncesinde Ankara için açıkladığı çılgın projeler arasında da yer alıyordu. Erdoğan o konuşmasında Ahmet Hamdi Tanpınar’m ‘Beş Şehir’ adlı eserine atıfta bulunarak, “Kale’de ve onun eteğine serpilmiş mahallelerinde Türk velileri Roma ve Bizans taşlarıyla sarmaş dolaş yatarlar” şeklinde bir cümle kullanmış ve bu sözleriyle Ankara’nın yukarıda özetlediğimiz medeniyetler beşiği ve bileşkesi olma özelliğine göndermede bulunmuştu.
Fakat Başbakan’ın açıklamalarının bütününde, bu sözleriyle çelişkili şekilde, Ankara’nın kimliği ve mimarisine ilişkin bu büyük kültürel senteze alternatif bir başka sentez yaratma önerisi egemen durumdaydı. Erdoğan’ın yalnızca seçim öncesi Ankara’da yaptığı konuşma da değil, kentsel mimariye ilişkin son yıllar içindeki pek çok açıklamasında, bol miktarda Selçuklu-Osmanlı mimarisi ve mirasını canlandırmaya yönelik vurgulara rastlamak olası… AKP Genel Merkezi’nin Selçuklu mimarisi temelinde inşa edilmesi bu yaklaşım çerçevesinde olsa gerek.. Ayrıca şimdi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı görevini üstlenen Erdoğan Bayraktar’ın TOKİ Başkanı iken yaptığı “Osmanlı ve Selçuklu mimarisine yöneleceğiz” açıklaması da bu yön değişiminin önemli belirtilerinden biriydi.
Bu anlayış Selçukludan geride
Anadolu Selçukluları, Anadolu’daki mevcut mimari birikimden olabildiğince etkilendi ve yararlandı. Bu köklü mirası reddetmek, sıfırlamaya çalışmak yerine bu zengin mirasa ve o çağın mimari anlayışına önce göçebe ve sonra da İslam kültüründen beslenen kendi anlam dünyalarını katarak, bu mimariye bazı yeni renkler kattılar. Bu nedenle Selçuklu mimarisini gotik mimariden ve kübik çizgilerden bağımsız düşünemezsiniz. Ortaçağa hakim olan mistik anlayış, Selçuklu mimarisinde de yansımasını buldu ama Selçuklu mimarisinin çağdaş emsallerine göre daha seküler olduğu söylenebilir. Selçukluların mimari alanda sanıldığının aksine ibadet yapılarına değil de kervansaray ve han gibi ticari kamusal alanlara önem vermesi, bu açıdan son derece anlamlı bir gösterge.
Tüm bunlar da gösteriyor ki, Selçuklular, bundan 1000 yıl öncesinde yaşamalarına rağmen, bugün bize tek ya da temel istikamet olarak Selçuklu mimarisini gösterenlerden, zihniyet olarak çok daha ileride.
Yapılması gereken belli
Ankara’nın Selçuklu mimarisi ile var olan tarihsel dokusunu yok edip yeni bir yapılandırmaya gitme çabaları, bir insanın hafızasını sıfırlama gayretinden farklı değil. Bu gayretlerin varacağı yegane sonuç ise, kimliksizleştirme ve kişiliksizleştirme olacaktır.
Büyükşehir Belediyesi 17 yıldır Ankara’nın tarihi, kültürel ve mimari değerleri olan Augustus Tapınağı, Roma Hamamı, Ankara Kalesi, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Hacı Bayram gibi önemli değerleri sahipsiz bıraktı. Erken Cumhuriyet döneminin görkemli mimari yapıları bozulmaya terk edildi, yanlış kullanımlarla değer kaybına uğratıldı. Kent merkezi Kızılay’da büyük bir çöküş yaşanmasına neden olundu.
Yapılacak giydirmenin estetik özelliklerini ya da Ankara’nın ta¬rihsel ve kentsel kimliğine ilişkin ciddi bir sapmanın işaretleri olmasını bir yana bırakarak konuşsak bile, Ankara’nın ve Kızılay’ın sorunları yalnızca giydirme yapılarak çözülecek sorunlar değil. Kızılay’ın yayalaştırılması, bulvarların otobanlaştırılmaktan vazge-çilmesi, kentin büyük bir meydana kavuşturulması gerekiyor. Tarihi mirasın zenginliğine sahip çıkan, erken Cumhuriyet döneminin mimari yaklaşımını çağdaş gelişmelerin ışığında yeniden üreten bir anlayışla, Ankara’nın bu kötü gidişine dur demek ve kent merkezi Kızılay’ı insan öncelikli bir anlayışla iyileştirmek zorunlu.
* Çankaya Belediyesi Basm Yayın Müdürlüğü
Kaynak : Radikal İki
Evin üzerine duvar yıkıldı
İzmir’in Küçükada mahallesinde iki katlı binanın önünden geçen asfalt çöktü. Kayan topraklar, bir alt sokakta bulunan eve zarar verdi. Biri bebek 13 kişi ucuz kurtuldu
İzmir’in Konak ilçesi Küçükada mahallesinde Muslu ile Kılıç ailelerinin oturduğu iki katlı binanın önünden geçen asfalt yolda heyelan meydana geldi. Çöken yol ve kayan topraklar bir alt sokakta oturan Aydemir ailesinin evine büyük çapta maddi zarar verdi. Biri bebek 13 kişinin bulunduğu ev kullanılmaz hale geldi.
Gürçeşme’ye ‘Kale Modeli’
Heyelan bölgesinde bulunan 120 yapının boşaltılıp yıkılması için düğmeye basıldı. 20 milyon liraya kamulaştırılacak bölge, temizlendikten sonra ağaçlandırılacak
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kadifekale’nin ardından Gürçeşme’de de kentsel dönüşüm çalışmalarına start verdi. Jeolojik açıdan sakıncalı bölgede bulunan 120 yapı boşaltıldı. Mülk sahipleri ile görüşmeler Ağustos’ta başlayacak. Yapıların yıkılacağı bölge ağaçlandırılacak. Projenin maliyeti 20 milyon TL’yi aşacak.
Nemrut Dağı yolu Ağustos’ta tamam!
AK Parti Malatya Milletvekili ve MKYK Üyesi Öznur Çalık, yapımı devam eden tarihi Nemrut Dağı yolu’nun Ağustos ayında hazır olacağını bildirdi.
AK Parti Malatya Milletvekili ve MKYK Üyesi Öznur Çalık, yapımı devam eden tarihi Nemrut Dağı yolu için Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan 500 bin lira ödenek gönderildiğini belirterek, yolun Ağustos ayında hazır olacağını bildirdi.
Çalık, yaptığı yazılı açıklamada, yolun tamamlanmasıyla birlikte Malatya-Nemrut arasının 1,5 saate ineceğini ifade etti.
Eroğlu’nun Platform’u Merter’de ön satışa çıktı
Eski Vakko fabrikasının arazisini satın alan Eroğlu, merakla beklenen projesini açıkladı. ‘Platform’ adı verilen projede alışveriş ünitesi, müstakil evlerin yanı sıra iki rezidans kulesi de bulunuyor
Varyap Meridian For Business’a iş dünyasından büyük ilgi
İstanbul’un yeni finans merkezi Batı Ataşehir’de, Varyap Meridian projesinin devamı olarak inşa edilen Meridian for Business yerli ve yabancı yatırımcılardan büyük ilgi görüyor.
Tarabya böyle olacak!
Kadir Topbaş, Tarabya ve İstinye koylarına teknepark yapılacağını bildirdi…
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Tarabya ve İstinye koylarına teknepark yapılacağını bildirdi.
Kadir Topbaş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından İstinye ve Tarabya koylarına inşa edilecek tekneparklarla ilgili Saraçhane’deki Başkanlık Sarayında basın bilgilendirme toplantısı yaptı.
Teknepark projelerinin İstanbul için çok önemli olduğuna dikkati çeken Topbaş, bir ülke özelliği gösteren İstanbul’un Avrupa’nın 23 ülkesinden büyük bir şehir olduğunu kaydetti. Dünya ile yarışan İstanbul’un birçok hizmeti beklediğine işaret eden Topbaş, göreve geldiklerinden itibaren başladıkları yatırımların toplam tutarının, bu yılın sonunda 44 milyar lirayı bulacağını söyledi.
Topbaş, İstanbul’un bir deniz kenti olduğunu, geçmişte bu kentte yaşayanların sayfiye yerlerine gitmediklerini anlatarak, bu konuda sürdürdükleri çalışmalarla çevresiyle dikkati çeken bir İstanbul ortaya çıkarmaya çalıştıklarını belirtti.
İstanbul’un değnekçi sorununu İSPARK ile çözdüklerini, düzenli ve kaliteli parklanmada İSPARK’ın dünyaya örnek bir model haline geldiğini vurgulayan Topbaş, İSPARK’ın bugünkü değerinin yabancı yatırımcılar tarafından 4 milyar Avro olarak belirlendiğini vurguladı.
Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş, İSPARK’ın sadece karada değil, denizde ve havada da olmasını istediklerini ifade ederek, İSPARK’ın helikopter yer hizmeti de verdiğini, yer hizmeti verecek başka bir çalışmaya da başladıklarını ve bunun geliştirileceğini de anlattı. Topbaş, şunları söyledi:
“İstanbul’un deniz kenti olması nedeniyle marinacılığın da İSPARK şemsiyesi altında olmasını istedik. İlgili kurumlarla temaslarımız tamamlandı. İstinye ve Tarabya’daki iki teknepark marinamızın yapımına üç yıl önce karar verildi. 8 Mart 2011′de ihalesi yapıldı. İstanbul’un 9-10 noktasında daha yapılmasını arzu ediyoruz. İstanbul’daki boğaz sahilinde bağlı tekneler nedeniyle denizle teması kesilen noktalar var. Bunlar denizi kapatıyor. Bu tekneler için parklar yapılacak ve denizle bağlantı da kesilmemiş olacak. İki marina, 10 milyon liralık bir yatırımla yapılacak. Balıkçı teknelerini de katarsak 400 teknelik parklanma olacak. Denizi boğmadan alt yapı dikkate alınarak bu çalışmayı yapacağız. İstinye’de 180, Tarabya’da 208 olmak üzere teknelerin rahatlıkla barınabileceği marinalar, İstanbul’a bir sembol olacak.”
İstanbul’da marina yapmak isteyen özel firmaların da bulunduğunu, gelecekte İstanbul’un birçok marinaya ev sahipliği yapacağını kaydeden Topbaş, tekneparklar projesinin, balıkçıları da dikkate alan bir proje olduğunu bildirdi.
Topbaş, Tarabya ve İstinye’de yapılacak tekneparklarla artık gelişigüzel tekne bağlama döneminin geride kalacağına işaret ederek, “Bu gerekli bir durumdu. Zamanla Sarıyer’de, Büyükdere’de, Bebek’te, Kuruçeşme’de, Paşabahçe’de, Çengelköy’de, Beykoz’da, Kanlıca’da, Çubuklu’da da açılacak. Orada yaşayanların rahatsız olmayacağı şekilde, insanların öncelikleri dikkate alınarak yapılacak. Vatandaşımızı rahatsız edecek hiçbir şey yapmayacağız” diye konuştu.
Tarabya ve İstinye’de inşa edilecek marinaların kısa sürede tamamlanacağını ve yıl sonunda hizmete alınacağını ifade eden Topbaş, her iki marinanın da teknelerin bağlandığı, yürüyüş yerleri bulunan ve benzerlerine göre daha ucuz olacağını kaydetti.
“Bunlar yüzer marinalar. dışarıda montajı yapılıp takılacak”
Tekneparkların yapılacağı sahillerde bir takım konuşlanmalar bulunduğuna işaret eden Topbaş, “ Sahilin bir takım ünitelerle dolmaması gerekiyor. Kuruldan son bir karar alınacak. Bunlar yüzer marinalar. Dışarıda montajı yapılıp takılacak. Yıl sonunda hazır olacak” şeklinde konuştu.
Topbaş, tekneparkların büyük marinalar gibi olmayacağını ancak oralarda da kafeteryaların, elektrik enerjisinin alınabileceği yerlerin bulunacağını da dile getirerek, tekneparklara irili ufaklı yatlar, kotralar ve balıkçı teknelerinin bağlanabileceğini belirtti.
Devreye sokulacak tekneparkların çevreye duyarlı olacağını ifade eden
Topbaş, akıntıyı engellemeyecek özelliklere de sahip bulunduğunu da aktardı.
Denizde boğulmalara karşı uyarı
Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş, İstanbul’da özellikle hafta sonları artan boğulmalara karşı da uyarılarda bulundu:
“İstanbullular’a sesleniyorum. Deniz çok hassas. Çok dikkat edilmesi gerekiyor. Denizi nasıl kullanacağınızı bilmelisiniz. Yüzme bilmeyenler, kesinlikle ortamı müsait olmayan, bizim plaj olarak belirlemediğimiz, can kurtarma ekiplerinin olmadığı yerlerden denize girmesinler. Hatta gelip önce bizim yüzme havuzlarımızda yüzme öğrensinler.”
Göreve geldiklerinde İstanbul’da bir cankurtaran ağı kurduklarını anlatan Topbaş, bu ekipler sayesinde 7 yılda 11 binin üzerinde kurtarma olayının gerçekleştirildiğini, sadece dün 328 kişinin kurtarıldığını ifade etti.
Kaynak : Vatan
Katar’ın en büyük sağlık kompleksinde Anel imzası
Katar’daki faklı projelere imza atan Anel Elektrik, şimdi de Katar’ın en büyük sağlık kompleksi Hamad Medical City için çalışacak.
Projenin ana yüklenicisi olan Hyundai Engineering & Construction, Hamad Medical City’nin elektrik zayıf akım sistemleri işi için Anel Elektrik ile sözleşme imzaladı. 30 ayda bitirilmesi planlanan 31.4 milyon liralık komplekste, Anel Elektrik projenin kapalı devre televizyon, seslendirme, kartlı geçiş, yangın algılama, telefon ve data sistemlerini yapacak.
Kaynak : Sabah
Demir fiyatları inşaatı vurdu
Demir fiyatlarının sürekli yükselmesinin, birçok müteahhidin işini yavaşlatmasına neden olduğu belirtildi.
Mersin Yapı Müteahhitleri Derneği (MERYAP) Yönetim Kurulu Başkanı Nesim Ekinci, demir fiyatlarının sürekli yükselmesinin, birçok müteahhidin işini yavaşlatmasına, birçoğunun da geçici olarak işi durdurmasına neden olduğunu bildirdi.
Ekinci, yaptığı yazılı açıklamada, inşaat sektörünün en önemli maliyetlerinden birini oluşturan demir fiyatlarında son dönemde büyük artış yaşandığını belirtti.
2B’ye kademeli bedel modeli
Anayasa Mahkemesi’nin “2B satışına kısmi vize” kararıyla rahatlayan hükümet, yıllardır 2B tartışmasına son noktayı koyacak.
Ekimde tasarı Meclis’e gönderilip hızla yasalaştırılacak. 2B’lerin satışında emlak vergisi değeri baz alınacak. Çiftçi ve orman köylüsü emlak vergisi değerinden para öderken, villa sahilleri için bu bedel 4-5 katına kadar çıkacak. AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, 2B yasasının, ‘seçim yatırımı’ olarak algılamaması için seçim sonrasına bırakıldığını söyledi. Canikli, birkaç konu dışında 2B taslağının hazırlandığını belirtti.
Kaynak : Sabah





